Rehber

Koşu Sonrası Hıçkırık Niçin Olur, Tehlikeli mi?

Koşu sonrası hıçkırık zaman zaman yaşadığımız bir durum. Elbette bu normal zamanlarda yaşadığımız hıçkırıktan pek farklı değil. Peki, koşu ile hıçkırık arasında nasıl bir bağ bulunuyor?

Koşu, ilk olarak kan basıncını dengelemeye yardımcı olur. Bununla birlikte kalp hastalıkları riskini azaltarak genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Ayrıca zihinsel dayanıklılığı artırarak bireyin mental yapısını da güçlendirir. Yağ ve karbonhidrat bakımından arındırıcı bir rol üstlenmektedir. Acaba koşu ile hıçkırık arasında ne tür bir ilişki var? Her yaptığımız koşu sonrasında hıçkırık ortaya çıkar mı? Ayrıca bunun, sağlık açısından bir tehlikesi bulunuyor mu?

Hıçkırığın Zararı Var mı?

Genellikle hayır, hıçkırığın tehlikeli olduğuna dair bir bulgu yok. Ancak bazı durumlarda altta yatan bir sağlık sorununun belirtisi olabilir ve uzun sürdüğünde doktora başvurmak gerekir. Hıçkırık, diyafram kasının istemsiz ve ani kasılması sonucunda ortaya çıkar. Bu kasılmayı takiben ses telleri hızla kapanır ve “hık” diye bir ses oluşur. Genellikle geçici, zararsız ve kendiliğinden kaybolan bir durumdur.

Koşmanın Sağlık Yönünden Faydalarını Biliyor Olmalısınız

Düzenli aralıklarla koşu yapmak, insanın fizyolojik dengesine olumlu katkılarda bulunarak uzun vadede kan basıncını düzenler. Kolesterol seviyelerini istikrara kavuşturur ve hipertansiyonu azaltma yönünde etkili bir etkiye sahiptir. Kalp ritmini anlık olarak hızlandıran bu sporun, kronik kalp hastalığı ve hipertansiyonu olan bireyler için yalnızca hekim onayı ile ya da tıbbi denetim altında icra edilmesi uygun olacaktır.

Koşmanın faydaları arasında en belirgin unsurlardan biri, şüphesiz ki kalp hastalıkları riskinin azaltılmasıdır. Koştuğunuzda, kalbiniz hem gelişim gösteriyor hem de güçleniyor. Koşu esnasında kalbiniz hem genişler hem de güç kazanır. Yatağınızda dinlenirken dakikada ortalama 75 atış yapan nabzınızı düzenli koşu pratiği ile 55 atıma düşürebilirsiniz. Bu durum, uzun vadede kalbinizin atış hızının istatistiksel olarak daha az olmasına, dolayısıyla daha az yıpranmasına katkıda bulunmaktadır.

Ayrıca, kalp hastalıkları riskini yarı yarıya oranla azaltma imkanı bulabilirsiniz. Haftanın iki günü, sabah saatleri arasında yalnızca 5 ila 10 dakika süresince düzenli bir koşu gerçekleştirmek, yaşam sürenizi üç yıl kadar uzatabilir. Tüm vücudu eş zamanlı olarak harekete geçiren bir spor dalı olması itibarıyla, bedenin yağ ve karbonhidrat oranlarının azalmasına katkıda bulunmaktadır. Eğer aşırı yağ birikimlerinden ve bacaklardaki selülit oluşumundan şikayetçiyseniz, düzenli koşu yaparak bu yağ kütlelerinden kurtulmanız mümkündür.

Koşunun faydaları yalnızca fiziki olarak sınırlı değil. Zihinsel olarak da sizin yaşam kalitenizi artırıyor. Berrak bir düşünce yapısı, daha pratik problem çözme gibi olumlu etkiler sadece bazıları.

Koşu Sonrası Hıçkırık Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran, önemli bir kas yapısı bulunmaktadır; bu yapıya diyafram denir. Diyafram, elastik bir strüktüre sahip olma özelliği taşımaktadır. Nefes alırken, havanın karın boşluğuna doğru aktığı gözlemlenirken, nefes veriş anında ise bu havanın göğsü yukarıya doğru kaldırdığı hissedilir. Bu düşüşler ve yükselişler, uyum içerisinde devam eder.

Koşu esnasında “core muscles” olarak bilinen merkez kas grupları da etkin bir şekilde devreye girer. Bunlar, abdominal bölge ve çevresindeki kas gruplarıdır. Bu kaslar, koşu esnasında denge sağlama ve sabitlik oluşturma işlevi görmektedir.

Hıçkırık, bebeklik döneminden yaşlılık sürecine kadar her bireyde ortaya çıkabilen bir durumdur. Elbette kısa süreli olan durumlar, ciddiye alınmayabiliyor. Uzun süreli bekleyiş, rahatsız edici bir durum yaratabiliyor. Sonuç olarak bu durum kaygı ile paniğe zemin hazırlayabiliyor. Üç haftayı aşan hıçkırık durumuna “kronik hıçkırık” adı verilmektedir. Kronik hıçkırık, erkek bireylerde daha yaygın bir şekilde gözlemlenmektedir.

Bunun ardındaki sebep, erkeklerin diyafram kaslarının kadınlara nazaran daha kalın bir yapıya sahip olmalarıdır. Geçici hıçkırıklar, sıklıkla sindirim sistemiyle ilişkilendirilen rahatsızlıklara atfedilebiliyor. Ancak masum bir hıçkırığın ardında, ciddi bir pankreas iltihaplanması, safra taşları ya da hatta bir kalp krizi gibi alarm verici durumlar gizleniyor olabilir.

Hıçkırığa Neden Olan Diğer Sebepler

  • Çok hızlı yemek yemek

  • Gazlı içecek tüketmek

  • Aşırı gülmek

  • Ani sıcak-soğuk değişimi

  • Mide şişkinliği

  • Heyecan, stres veya ani duygu değişimleri

  • Alkol tüketimi

Bu tür hıçkırıklar genelde birkaç dakika ile birkaç saat arasında geçer. Ayrıca bu durumlar tamamen zararsızdır.

Hangi Hıçkırık Halleri Tehlikeli?

  • 48 saatten uzun sürüyorsa: Kronik hıçkırıktır, yani bir hastalığın belirtisidir.
  • Uyku düzenine etkisi varsa: Yine kronik hıçkırıklar; uykusuzluk, yorgunluk ve strese neden olabilir.
  • Yemek yemeyi zorlaştıran hıçkırıklar.
  • Organ veya sinir problemleri: Reflü, enfeksiyon, sinir sistemi bozuklukları, mide ve bağırsak sorunları, diyabet, böbrek yetmezliği, kulak içinde sorun, ilaç yan etkisi.
  • Beyin ve sinir hastalıkları.

Bu durumlardan herhangi birisi görüldüğünde doktora başvurulmalıdır:

  • Hıçkırık 48 saatten uzun sürüyorsa

  • Şiddetli mide yanması, ağrı veya halsizlik varsa

  • Uykusuzluk ve beslenme bozukluğu oluşturuyorsa

  • Yeni ilaç başlamadan sonra ortaya çıktıysa

Koşu Sonrası Hıçkırık Nasıl Geçirilir? (Evde uygulayabileceğiniz yöntemler)

Bilimsel olarak en çok işe yarayan yöntemler:

  • Nefesi birkaç saniye tutmak

  • Su içmek (yavaş yavaş yudumlamak)

  • Kâğıt torbaya nefes alıp vermek (hiperventilasyon yoksa)

  • Şeker yutmak

  • Dil çekme yöntemi (hafifçe dili ileri çekmek)

Bu teknikler diyafram ve sinirlerin rahatlamasına yardımcı olur.