Objektif ve perspektif düşünce ile iletişim becerisi
Objektif ve perspektif yapı; hayatın akışında oluşan tüm olguları tarafsız, realist ve çok yönlü bir biçimde yaklaşma prensibidir. Yaklaşım olarak ilkel, egoist ve ayrımcı bir politikayı asla benimsemez. Objektif basit bir deyimle kelime öbeği olarak gerçeği yansıtma anlamına gelir. Perspektif ise çok yönlü görü kuralı kavramıdır.
Toplum içindeki iletişim ve etkileşimi önemli boyutta etkileyen bu iki kavram uyum içinde olmak zorundadır. Zira herhangi biri değerlendirmede eksik olursa, doğruluk tam oranla ifade edilemez. Zira bu düşünce yapısı niteliğini kaybeder.
Zihinsel mercek ve iletişimin gücü
Şunu bilmeliyiz; İletişim yalnızca kelimelerle sınırlı değildir. Düşünce biçimimiz, bakış açımız ve zihinsel merceklerimiz de sözlerimizin gücünü belirler. Objektif düşünce, olayları tarafsız ve olgusal bir çerçevede değerlendirme yetisidir. Perspektif düşünce ise, farklı bakış açılarını anlamak ve bu farklılıkları zihinsel olarak sentezleyebilme yeteneğidir. Bu iki yeti bir araya geldiğinde, iletişim sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda karşılıklı anlayış ve empati temelinde güçlü bir bağ kurma aracına dönüşür.
Evet püf nokta belki de buradadır. Elbette insan karakteristik olarak birçok duygu karmaşasının girdabındadır. Bu karmaşa; empati, vicdan (acıma duygusu), panik, korku gibi psikolojik açıdan etki eden unsurlardır. Empati yeteneği olan bir birey, karşılaştığı durum karşısında kendisini değerlendirmeye alacaktır. Bu durumda kendisiyle ilgili objektif ve perspektif düşünceyle değerlendirme yaparsa doğru sonuçları bulur. Fakat kendi gerçeklerini kendisinden bile gizlemeyi seçtiğinde asla doğru neticeler alamaz.
Objektif ve Perspektif Değerlendirme Prensibi
Çok yönlü görü yeteneği, bir olaya veya sahiplenme duygusunun ağır bastığı durumlarda kendini belli eder. Buna iki örnek verelim; bir trafik kazasının değerlendirilmesinde olay mahali her açıdan araştırılır. Kazaya karışan araçların süratleri, geliş yönleri gibi pek çok kriterler. İşte burada devreye perspektif yaklaşım mekanizması hukuken girmiştir.
Bir ticari vasıta alacağınızı varsayalım. Bu durumda aracı satın almadan evvel aksam, tasarım vb. kriterleri değerlendirirsiniz. İşte burada da yine aynı yaklaşım yürürlüktedir. İnsan karakteri tarafsızlık ve doğru neticeyi benimsemektir dersek, kronik bir algıyı çağrıştırır. Ancak bunu benimsemek karakterliğe kazandırılmış bir zenginliktir demek doğru olabilir.
Objektif Düşünce: Gerçeğin Çekirdeğine Yolculuk
Objektif düşünce, kişisel önyargılardan arınmış bir zihinsel durumu ifade eder. Bu yaklaşımda olaylar ve fikirler, duygusal tepkilerin gölgesinden bağımsız olarak değerlendirilir.
- Bilgiye Dayalı Yorum: Duyguların anlık etkilerini azaltarak, gerçekleri net bir biçimde görme.
- Tarafsız Analiz: Olayın tüm boyutlarını ve paydaşlarını dikkate almak.
- Somut Kanıtlar: Düşünceleri ve argümanları sağlam temellere dayandırmak.
Örnek: İşyerinde çıkan bir anlaşmazlıkta, “kimin haklı olduğu” üzerinde tartışmak yerine, “hangi çözümün daha etkili ve uygulanabilir olduğu” sorusuna odaklanmak. Bu yaklaşım, hem çatışmayı azaltır hem de verimli sonuçlar üretir.
Perspektif Düşünce: Başkasının Gözünden Görmek
Perspektif düşünce, empatiyle benzer bir zeminde durur ancak daha geniş bir ufka sahiptir. Empati, karşı tarafın duygularını anlamayı hedeflerken, perspektif düşünce, onun düşünce sistemini, değerlerini ve önceliklerini kavramayı amaçlar.

- Farklı Kültürleri ve Deneyimleri Anlamak: İnsanların davranış ve tepkilerini kültürel bağlamlarıyla birlikte değerlendirmek.
- Çatışmalarda Uzlaşma Kapısı Açmak: Farklı bakış açılarını görmek, çözüm odaklı bir yaklaşımı mümkün kılar.
- Yaratıcı ve Alternatif Çözümler Üretmek: Perspektif, tek yönlü düşüncenin sınırlamalarını aşar.
Örnek: Politik bir tartışmada, karşıt görüşteki bir kişinin tarihsel, sosyal veya kültürel dayanaklarını anlamak, iletişimde gerilimi azaltır ve uzlaşma olasılığını artırır.
Alışılagelmiştik ve bilinçaltı faktörleri
Eğitim insanı yani toplumu kapsar. Bu insanların çocukluğundan itibaren başlayan ve devam eden bir süreçtir. Yani şu demek oluyor ki hayatımızın gerekliliğidir. Elbette ki bazı alışkanlıklar aileden, bazıları ise sonradan kazanılıyor. Bunlara etken olarak okul, iş, sosyal çevre gibi faktörler örnek gösterilebilir.
Özellikle, elde edilen tecrübe ile kazanımlar bilinçaltımızda durur. Ve bunlar kendileriyle ilişkili her durumda beyin hafızasında ön plana gelir. Şöyle diyelim ki; çocukken bisiklet binmeyi öğrenip kavramak bilinçaltına yerleşir. Yaşınız ilerlese de yıllarca bisiklet binmese de bisiklet görseniz bile nasıl kullandığınız aklınıza gelir. İşte hafıza burada bilinçaltındaki bir veriyi ön plana çıkarmış oldu.
Değişen, yenilenen yapısıyla hayat yeni bakış açıları gerektiriyor. Çok önceleri ulaşım; çeşitli hayvanlarla sağlanırken, günümüze dek ulaşıncaya kadar türlü kazanımlar elde etti. Asırlar öncesindeki yaşam faaliyetlerine baktığımızda ulaşımı sağlamak dendiğinde ilk akla gelen at arabası veya eşek arabasıydı. Şimdi ise türlü kara araçları, mükemmel yetenekleriyle hava araçları akla geliyor.
Objektif ve perspektifin bileşkesi: İletişimde derinlik
Objektiflik ve perspektif bir araya geldiğinde, iletişim hem netlik kazanır hem de insani derinlik elde eder.
- Tarafsız verileri sunarken, karşı tarafın bakış açısını hesaba katmak.
- Eleştirilerde kırıcı olmadan ifade yeteneği kazanmak.
- Fikir ayrılıklarını saygı çerçevesinde yönetmek.
İletişim Becerisine Katkıları
- Güven Oluşturur: Tarafsız ve anlayışlı yaklaşım, karşılıklı güveni ayrıca pekiştirir.
- Çatışmaları Azaltır: Karşı tarafın perspektifi anlaşılırsa yanlış anlamalar ve gereksiz gerilimler azalır.
- İkna Gücünü Artırır: İnsanlar, hem adil hem de anlayışlı bir konuşmacıyı dinlemeye daha açıktır.
- Yaratıcılığı Besler: Farklı bakış açıları, yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Bu birleşim, özellikle liderlik, eğitim, sosyal hizmet ve topluluk yönetimi gibi alanlarda iletişim kalitesini doğrudan artırır.
- Aktif Dinleme: Karşı taraf konuşurken cevabı değil, anlamı aramak.
- Soru Sorma: “Bunu neden böyle düşünüyorsun?” gibi açıklayıcı sorular yöneltmek.
- Yargısız Gözlem: İlk izlenimlere kapılmadan, durumu bütün boyutlarıyla değerlendirmek.
- Bilgi Çeşitliliği: Farklı kaynaklardan beslenme, önyargılardan kaçınmaya imkan vermektedir.
Sonuç olarak objektif düşünce, iletişimde doğruluk sağlar. Bununla birlikte perspektif düşünce ise derinlik kazandırır. Bu iki yetiyi birleştirmek, anlaşmazlıkları azaltır, insan ilişkilerini güçlendirir ve toplumsal diyalogu olumlu yönde dönüştürür. Günlük yaşamda bilinçli olarak uygulanması, hem bireysel hem toplumsal anlamda daha sağlıklı, verimli ve yapıcı iletişimin kapısını açar.



